VAN GÖLÜ :

Türkiye nin en büyük Avrupa nın 5.büyük gölüdür.Alanı 3713 km2
, yüksekliği 1646 m dir.Derinliği
bazı yerlerde 100 metreyi geçer.Gölün uzunluğu 125 km
yi,genişliği 65 km yi aşar.Büyüklüğü nedeniyle bölge halkı
tarafından “ Van Denizi ” diye anılır.
Nemrut dağından çıkan lavların set oluşturması ile
oluşan göl üzerinde dört tane ada ( Akdamar , Çarpanak ,
Adır , Kuş ) bulunur.Suyu tuzlu ( binde iki yüz on ) ve
sodalıdır.Suyunun bu özelliğinden dolayı göl,çamaşır yıkamak
için çok uygundur.Ayrıca yapılan araştırmalara göre göl suyu
deri ve cilt hastalıklarına da şifa dağıtmaktadır.
Van İsmini verdiği göl ile özdeşleşmiş ve Van Gölü’nü
adlandırmıştır.Kentin ufku düzeyinde içinde motorla balık
avlanılan,vapurla yolcu taşıyan,öyküsü yüzyıllardır,nesilden
nesil’e dillerde dolaşıp destan olan Akdamar adasını
barındıran,kıyılarında kamp kurulup yüzüle bilinen,Süphan ve
Erek Dağının yakın arkadaşı,mavi ve yeşilin tüm tonlarını
içinde bulunduran bu sulara göl demek biraz haksızlık olur.
Van Gölü’ne hangi mevsim’de,hangi saate giderseniz gidin ,bir başka
renkte görürsünüz.Suyun
rengi değişip duruyor.Bilenler bilir Van Gölü yılın her
mevsiminde günün her saatinde başka güzeldir” o uzaktan
bakılsa da , yakından seyredilse de güzeldir.” Onu ilk gören
yalnızca güzel diyebilir,ama bunun ne olduğunu
anlatamaz.Aslında güzel derken söylemek istediği
söylediğinden daha muhteşem , daha büyüleyici ve daha coşku
verici bir şeydir.Sonra anlar ki o anlatmak için değil
gerçekten yaşamak için vardır.Onu gören şairlerin kalemleri
yazmaz , dilleri konuşamaz olur.
Gölü güzelleştiren yalnızca dağlar arasında serili
bulunan devasa su kütlesi değildir.Göl kendisini çevreleyen
dağlarla güzeldir.Kaleleriyle ve dağlarıyla
güzeldir.Tarihsel dokusuyla güzeldir.Gözü özgür bırakan
görüş mesafesiyle güzeldir.Surları nakış nakış dokuyan
güneşiyle güzeldir.Gökyüzü ve bulutlarıyla güzeldir.Söze
gelmeyen özellikleriyle güzeldir.İnsanlarıyla güzeldir.
Günün her saatinde rengi ile göz kamaştırıcı bir
güzelliğe sahip ve ilahi bir lütufla bir coğrafya harikası
olarak çıkmış bulunan Van Gölü çağlar boyu tabii bir cazibe
merkezi halinde kavimleri kendine çekmesi ve çevresinde nice
medeniyetlerin doğmasına ve gelişmesine ilham kaynağı
olmuştur.Öyle ki Van “ Vatan içinde Vatan” vasfıyla
gönüllere yerleşmiş “ Dünyada Van Ahirette İman ”ifadesiyle
bu sevgi tam manasıyla zirvelemiştir.
Van Gölü doğunun denizi
olarak anılıyor.Hakikaten 3713km2
yüzölçümü ile küçük bir deniz.Henüz Van
gölünden yeterince yararlanılamıyor.Su sporlarının
bir çoğunun yapılmasına uygun bu gölün ilerideki
yıllarda
cıvıl cıvıl olacağına mutfak gözüyle bakılıyor.
Tatvan’dan,Ahlat’ dan
Adilcevaz’dan ,Edremit’ten de tekneler kiralayarak
göl kıyısındaki tabii plajları,tarihi eserleri
yerleşime açılmamış olan koyları gezebilir ,
piknikler yapabilir,bütün adaları dolaşabilirsiniz
Van gölü’nün doğu
ve kuzey
tarafını teşkil eden kıyılar kumsalları ile göle
girmeye elverişli yerlerdir.Özellikle Adilcevaz
kıyıları Su,güneş ve kumsalı ile spor eğlence ve
dinlenmeye elverişli bir konuma sahiptir.Dünyanın
cennete açılan penceresinden doğanın dantel gibi
işlediği nefis güzellikleriyle Van gölünde güneşin
batışını ve yeşille mavinin uyumlu ahengini
Adilcevaz’da seyredebilirsiniz.Tabiat,tarih ve
egzotizmi iç içe sergileyen Adilcevaz’ın bozulmamış
doğa güzelliklerine ve harika doğal plajlarına
doyamayacaksınız.
KIZ TAŞI :
Van’ın 50
kilometre kuzeyinde küçük bir köy
vardır:Amik. Bugün,dinlenme yeri olarak çok
rağbet gören bu küçücük köyümüzde Van
Gölü’nün harikulâde görünüşlerini âdeta
şaşkınlıkla seyredersiniz.Bu güzelliğe bir
de gölün karşı yakasında,heybetli duruşu ile
Süphan Dağı’nı eklerseniz seyrine doyum
olmaz bir manzara ile karşı karşıya
kalırsınız.
Süphan Dağı’nın güney etekleri ile Van Gölü’nün
kuzeyi arasında yer alan,bugün daha çok
arkeolojik
kazıları ile ün yapan Adilcevaz ilçesiyle
Amik köyünü sonsuz bir aşk bağı ile
birleştiren şu hikâye Van dolaylarında
herkesin bildiği,söylediği bir efsane olarak
anlatılmaktadır:
Vaktiyle Amik
köyünden delikanlının biri Adilcevaz
dizdarının güzel kızın âşık olur.
Delikanlı her gece koskoca gölü yüze yüze karşıya
geçer,sevdiğiyle görüşürmüş.Dizdarın kızı
da,sevgilisi kendisini kolayca bulabilsin
diye,kıyıdaki yüksekçe bir taşın göle bakan
cephesinde ışık yaktırırmış.
Bu iki sevgili,
böyle uzun bir müddet buluşmaya devam
ederler.Delikanlı her gece gölü yüzerek
geçer,sevgilisi de kıyıda ışığı yakar.Ne
delikanlı gölün dalgalarından korkar, ne de
dizdarın kızı babasından...
Bir gece
kuvvetli fırtına ışığı söndürür.Bütün
aramalarına rağmen ışığı göremeyen delikanlı
azgın
dalgalarla boğuşa boğuşa perişan olur.
Sonunda kaybolup gider.
Sevdiği gencin
gelmediğini gören genç kız sabaha kadar
bekler. Sonunda Allah’a yalvarmaktan başka
çare bulamaz:
“Allah’ım, ya benim de canımı al,veya beni taş yap;
kıyamete kadar sevgilimin başucunda
kalayım.”
Duası kabul
olan kız taş olur.Bugün Adilcevaz’da,gölün
kıyısında bir taş vardır. Adına Kıztaşı
derler ve
ilâve ederler:
“Bu, gölün
dalgaları arasında kaybolan sevgilisini
bekleyen dizdarın kızıdır
|